Kolum kanadım kırık
Bir mahşer kalabalığında yalnızım
Çarelerim tükendi
Deli çağlayan nehirlerde susadım
Denize düştüm, sana sarıldım
Sen yüz çevirdin benden...
Ümitlerim asıldı darağacında
Enstrümanım yalnızlık
Herkesin güldüğü fasıllarda
Unutmam, unutmam gerekmiş
Öyle diyor dostlarım
Denize düştüm, sana sarıldım
Sen yüz çevirdin benden...
Kırık kalpler albümünde
Baş köşeyi kaptı fotografım
Artık tükendi dilimde beddualar
Kalmadı sana intizarım, ahım
Anlamıyorum bu dolunay yalnızlığı
Sadece bana, neden?
Sana gelip sorsam, sen anlatırmıydın?
Denize düştüm, sana sarıldım
Sen yüz çevirdin benden...
Yarım kalmış bir roman gibi hayatım
Tamamlansa da sonu hep hüsran
Sonu hep kahır
Bilmem uzun caddelerde bir kaldırımmıyım?
Üzerime her gün binlerce ayak basılır
Denize düştüm, sana sarıldım
Sen yüz çevirdin benden...
Ben pek bilmem, sevincin, neşenin tadını
Doğduğum günden beri ızdırabın
Her çeşidini tattım
Duvardaki saatin saniye koluyla
Sallandım boşlukta
On ikiyi vurduğu zaman, seni hatırladım
Bir çınar ağacıydım, yaşlı, dik
Dallarım yere değdi, eğildim, yıkıldım
Dışarıda yağmur başladı, radyoda hüzzamlar
Masamda kağıt kalem vardı, elimde zarflar
Yazmaya gerek kalmadı
Hayatımı anlattı sana
Beyaz kağıda damlayan kırmızı yaşlar
Denize düştüm, sana sarıldım
Sen yüz çevirdin benden...
Bir suret çizmiştim yüreğimin ortasına
Bir “sen” vardı içimde senden öte
Bir “sen” vardı içimde hep ulaşılmaz
Acı, keder, elemle beslenen bir “sen”
Sen geldin, öldürdün içimdeki “sen”i
Öldürdün benim öldüremediğim ölmeyeni
Artık ne nakış kaldı ne sevda
Seni gönlüme bağladığım ilmikler çözüldü
Bilmeceler cevabını buldu artık
Sen geldin çözüldü bu sevda.
Kelimelerin, şiirlerin, destanların bile
Anlatmada aciz kaldığı
O el değmemiş, o ulaşılmaz sevda
Dolaşıyor şimdi dillerde
Artık ne sır kaldı ne sevda
Sen geldin; eridi, yok oldu, öldü bu sevda
Dışarıdaki sen girmeye çalıştın içime
İçimdeki “sen”in mahremiyeti yok oldu,çıktı dışıma
Duydu artık herkes.Ne sır kaldı ne sevda
Baharlara güz, dillere söz oldu bu sevda
Şarkılarda hep sen varsın
Öyle basit anlatıyorlar ki artık seni…
Artık ne sır kaldı ne sevda
Bak her dilde sen her dilde biz
Her telde sen ve her telde biz
Ceylan gibi yoz oldu
Rüzgarlara toz oldu
Her ele bir saz oldu bu sevda
Ve bunların kanunu-yüreğimin kanunu-
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Yalnız ölü bir suret:içimde ölen “sen”
Dışarıdaki sen çiğnedin kuralı
İçimdeki mahrem “sen”
Öldürdüler de çıkardılar seni dışıma
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Sen geldin bozuldu bu sevda
Öfken yok,zorluk, ulaşılmazlık yok
Dağlar yok,karanlıklar,ıstıraplar
Kederler,acılar, elemler yok
Nerdeler şimdi aaah! Nerdeler?
Söyle.öldürdün de nereye attın
Yüreğimin “sen”ini besleyen çileleri
Artık hepsi yok oldu hiçbiri kalmadı
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
İçimdeki “sen” öldü ve
Mezar taşıma yazıldı bu sevda.


